Tüp Bebek Tedavisi Nasıl Yapılmaktadır?

  • Editör: admin - Pazar, Aralık, 2014

Amacına uygun ve başarılı bir tüp bebek tedavisi genellikle 4 aşama olarak gerçekleştirmektedir. Her bir aşama, doğru şekilde uygulandığında veya takip edildiğinde bir sonraki aşama için önemli bir temel taşı olma niteliğini taşımaktadır. Tüp bebek tedavisini oluşturan bu aşamaları dört ana başlık altında toplamak mümkün.


1) 
Tedavi öncesi adayların detaylı incelenmesi

Bir tüp bebek kliniğine ilk başvurulduğunda ilgili uzman doktor, çift ile ayrıntılı bir görüşme yaparak geçirilmiş olan hastalıklar, yapılan tetkikler ve tedaviler hakkında bilgiler edinmektedir. “Hikaye alma” veya “anamnez alma” olarak tanımlanan bu aşama aslında tedavi sürecinin doğru şekilde planlanabilmesi için en önemli aşamayı oluşturmaktadır.

“Hikaye alma” aşamasında yapılan önemli bir yanlış, çiftlerin bazı konuları veya soruları kendilerince önemsiz gördükleri ve doktoru ile detay paylaşma gereği duymamalarıdır. Bu aşamada detay veya önemsiz gibi görünen pek çok konu veya tecrübe aslında tedavi açısından son derece değerlidir ve bu nedenle görüşmede doktora aktarılması gereken bilgilerin çiftler tarafından önem derecelendirmesi veya sıralaması yapılmamalıdır. Sorulan sorulara karşı tarafın istediği şekilde detaylı ve doğru olarak cevap verilmelidir.

Bu görüşme sırasında aynı zamanda çiftlerin uygunluk durumuna göre gerekli muayene ve ultrasonografik incelemeler yapılarak özellikle kadının yumurtalık kapasitesi ve rahmi ile ilgili bilgi edinilmeye çalışılır. Gerekli görüldüğünde rahim filmi (HSG) veya histeroskopi yapılması istenebilmektedir. Bunun dışında kadına ait tiroid fonksiyon testleri ve prolaktin hormon düzeyi ile kan sayımı, kan grubu ve serolojik testler dediğimiz hepatit ve HIV testleri daha önce yapılmamış ise tekrar istenebilmektedir.

Mevcut sperm analizine veya (eğer var ise) önceki test/deneme sonuçlarına göre erkek partnerin ayrıca üroloji/androloji uzmanı ile görüşmesi sağlanarak tanısal değerlendirme/muayene yapılır ve uygun şartların sağlanabildiği durumlarda tedavide başarı şansını arttırıcı ek uygulamalar konusunda veya operasyon gereken koşullar konularında bilgilendirilmektedir.

Tedavi ilk değerlendirme sonrasında belirlenir

İlk değerlendirmeler sonrası kadının yaşı, yumurtalık kapasitesi, sperm analizine ve daha önceki tedavilerinde elde edilmiş sonuçlara göre bir tedavi planı çizilmektedir.

Dışarıdan bakıldığında standart gibi görünse de uzman doktorlar tarafından planlanan tedavi protokolleri her çifte ve kişiye özeldir. Kulanılan ilaçların dozları da kişiye göre ve yumurtalık cevabına göre ayarlanmaktadır. Bu sebeple doktorun verdiği tedavi protokolleri ve ilaç rejimleri diğer çiftlerle karşılaştırılmamalı ve bu konuda tereddütler ya da rahatsızlıklar varsa mutlaka doktor ile paylaşılmalı, cevaplar sadece kendisinden öğrenilmelidir.

Uzun tedavi protokolü

Uzun protokolde adetin 21-23. günlerinde başlayan (düzenli, 28 günde bir adet gören kadınlarda) aşı gibi bir iğnenin, GnRH agonistinin günlük uygulandığı yaklaşık 8-14 gün süren bir hazırlık aşaması olmaktadır. Bu aşama ile gelişecek foliküllerin homojen büyümelerini sağlamak için bir tür hormonal baskılama yapılmaktadır. Bu aşamada kullanılacak iğneyi hastalar kendi kendilerine uygulayabilirler, aşı gibi cilt altına verildiğinden yapılışında bir özellik yoktur. Bu iğnenin kullanımı sırasında vajinal kanama olduğunda kanamanın 3. günü ya da kanama olmazsa iğnenin 14. günü hasta ultrason yapılmak üzere çağrılmaktadır. Ultrasonda endometriumun ince olduğu (5mm ve altı) ve yumurtalıklarda 10 mm’nin üzerinde folikül olmadığı görüldüğünde ve gerekirse kan estrojen düzeyi de kontrol edilerek (genellikle 70 pg/ml’in altında ise) ikinci aşamaya geçilmektedir.

yumurta-takibi2) Yumurtalık uyarıcı hormonlar kullanımı ile yumurta geliştirilmesi ve takibi

Tüp bebek tedavisinin ikinci aşamasında amaç, öncelikle vücudun yumurta üretim sistemini baskılayarak veya kontrol altında tutarak dışarıdan verilen FSH, HMG içeren hormon iğneleri ile düzenli bir şekilde yumurtalıkların uyarılması ve çok sayıda folikülün (içinde yumurta hücresi olduğu düşünülen kesecikler) gelişiminin sağlanabilmesidir. Gelişen folikül sayısının az veya gerekenden çok fazla olması tedavide başarı şansını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle hormon iğnelerinin başlangıç dozu kadının yaşı, kilosu, varsa önceki tedavilerine göre belirlenmektedir. Folikül gelişim takibi kanda östrojen düzeyi ve ultrasonografide folikül sayısı ve boyutları ölçülerek yapılmakta ve bu verilerin birlikte değerlendirilmesi ile FSH, HMG içeren iğnelerin dozu yumurta geliştirilmesi aşaması süresince belirlenmektedir. Foliküller büyüdükçe kandaki östrojen düzeyleri yükselmektedir. Bazı özel durumlarda kan LH ve progesteron hormonları da ölçülerek fikir edinilmektedir. Bu takipler yumurtalıkların cevabına göre günlük ya da gün aşırı olabilir. Yaklaşık 8-10 gün süren ikinci aşama sonrası foliküllerin en büyüğü 18-20 mm boyutlarına ulaştığında HCG iğnesi ile (çatlatma iğnesi olarak da bilinmektedir) yumurtalar olgunlaşma sürecine girer ve bu iğneden yaklaşık 34-36 saat sonra yumurtalar ameliyathane ortamında hafif bir anestezi altında iğne ile toplanarak emrbiyoloji laboratuarına ulaştırılır. Takip sırasında ultrasonda görülen her folikülden yumurta geleceğinin bir garantisi yoktur. İşlem sonrası elde edilen yumurta sayısı ile doktorunuzun gelişimi takip ettiği folikül sayısı değişiklik gösterebilmektedir.

Her kadında folikül sayızı aynı oranda gelişmez

Bazı kadınlarda yüksek doz iğneler kullanılsa bile tek folikül gelişebilir veya az sayıda gelişen foliküllerden yumurta elde edilemeyebilmektedir. Genellikle ileri yaş ya da yumurtalık kapasitesi zayıf kadınlarda görülebilen bu durumda başarı şansının düşük olduğu bilgisi çifte verilmelidir ve yeni bir siklus ile daha fazla yumurta alınabileceği düşünülüyorsa tedavi iptal edilebilmelidir.

Bazen de yumurtalıkları fazla cevaplı kadınlarda ilaçlara aşırı cevap olabilir ve OHSS olarak tanımlanan hiperstimulasyon (aşırı uyarılma) sendromu gelişebilmektedir.  Bu durumda yumurtalar toplanarak oluşan embriyolar dondurulabilir ve transfer iptal edilebilir. Böylelikle gebelik oluştuğunda hastanın durumunun daha da kötüleşmesi engellenmiş olmaktadır.

3) Yumurtaların ve sperm hücrelerinin elde edilmesi, laboratuar ortamında döllenmesi ve embriyo gelişiminin takibi

tupb-bebekLaboratuar ortamına alınan yumurta hücreleri, vücut içindeki çevresel kuşullarının en uygun şekilde sağlandığı özel cihazlar (inkübatörler) ve büyüme sıvıları içerisinde toplanmakta ve dölleme işlemine (inseminasyon) kadar bu ortamlarda tutulmaktadır. Bu sırada erkek partnerden sperm örneği alınarak daha önceden planlandığı şekilde hazırlanarak döllenmeye hazır hale getirilmektedir. Döllenme işlemi için taze spermin mevcut olmaması gibi bazı özel durumlarda durumlarda daha önceden dondurularak saklanmış spermler çözülerek kullanılabilmektedir. Ayrıca semende sperm hücresi elde edilemediği durumlarda erkek partnerin yumurtalıklarından cerrahi yolla sperm elde edilerek bu spermler ile tedavi gerçekleştirilebilmektedir. Başarılı bir tüpbebek merkezinde tüm bu olasılıklar çiflerin detaylı analizlerinde değerlendirilir ve işlem günü nasıl bir tedavi metodu kullanılacağı önceden belirlenerek başarı oranlarının en üst düzeyde olması sağlanmaktadır.

Döllenme işlemi için farklı metodlar kullanılır

Dölleme işlemi klasik tüp bebek (sperm ve yumurta hücrelerinin aynı ortam içine konulması ile hareketli spermlerin doğal ortamlarında yumurtaya ulaşarak döllenme sağlanması) veya mikroenjeksiyon (seçilmiş sperm hücresinin yumurta içerisine mikrokanüller kullanılarak enjeksiyonu) olarak iki temel metod doğrultusunda gerçekleştirilir ve tedavide hangi yöntemin kullanılacağına çiftlerin yumurta ve sperm özellikleri ile daha önceki tedavi hikayeleri değerlendirilerek karar verilmektedir.

Dölleme işlemi sonrası yumurtalar inkübatör adı verilen ve rahim ortamını en iyi şekilde taklit etme amacı ile üretilmiş özel cihazlar içerisine alınır ve embriyo gelişimi günlük olarak takip edilmektedir. Günlük takiplerin amacı rahme tutunma olasılığı en yüksek ve kaliteli embriyonun seçilmesidir ve her çiftin bu aşamada embriyo gelişimi birbirinden farklılık gösterebilmektedir. Yüksek teknoloji kullanan seçkin laboratuarlarda embriyoların büyütülmesi, takibi ve seçilmesi aşamalarında son birkaç yıldır dinamik embriyo görüntüleme sistemleri barındıran özel inkübatör cihazları kullanılmaktadır. Halk arasında “embryoskop” olarak ta bilinen bu cihazlar ile embriyolar bulundukları ortamda herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan canlı olarak izlenebilmekte ve böylece gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek embriyonun seçimi daha doğru ve daha güvenli yapılabilmektedir.

4) Seçilen embriyoların rahme transferi

Standart tüp bebek tedavisinde en kısa süren fakat en önemli aşama embriyo transferi aşamasıdır. Zira tüm tedavi boyunca geliştirilip seçimi yapılmış bir embriyonun veya embriyoların rahme transferinin doğru veya uygun şartlarda yapılamaması tüm tedavi başarısını riske atabilmektedir. Bu nedenle tüpbebek tedavilerinde embriyo kalitesi ve seçimi kadar transferi yapan doktorun bu konudaki tecrübesi ve başarısı da son derece önem taşımaktadır.

Transfer gibi hastaya göre değişiklik gösterebilir

Transfer gününün belirlenmesi, tedavi protokollerinde olduğu gibi kişiye özgü olarak değişiklik göstermektedir. Tüpbebek tedavilerinde en önemli amaçlardan biri gebelik oluşturma potansiyeli en yüksek embriyoların seçimi olduğundan, seçimin doğru olarak yapılabildiği gün itibariyle doktorunuz embriyo transferi planlanabilir. Bu gün daha önceden planlanan bir gün olabildiği gibi embriyo gelişimi sırasında elde edilen verilere/sonuçlara göre planlanan günden farklı bir gün de olabilmektedir. Gündeki bu değişiklik tamamen sizin gebelik şansınızın yüksek olması için planlanan bir değişikliktir ve bu konuda endişelenmeye gerek yoktur.

Transfer sonrası eğer halen laboratuarda gelişimi devam eden iyi kalite embriyolar mevcut ise, personel tarafından bu durum çiftlere iletilir ve uygun şartlarda bu embriyoların dondurularak saklanması sağlanmaktadır.  Dondurularak saklanan embriyolar, daha ileri bir tarihte tekrar planlanan bir tedavide folikül geliştirici hormonların kullanılmasına gerek kalmadan tedavide kullanılabilmektedir. Dolayısı ile embriyoların dondurularak saklanacak olması ek bir tedavi şansı sağlayabilmesi açısından son derece önem taşımaktadır.