Gebelikte Sıkça Sorulan Sorular

Gebelikte Sıkça Sorulan Sorular

  1. Gebe olduğumu nasıl anlarım ve erken gebelik belirtileri nelerdir ?

Genelde gebelik belirtilerini 2 kategoride sınıflandırabiliriz. Muhtemel belirtiler ve Kesin Belirtiler.

Muhtemel belirtiler: Adet gecikmesi olması, özellikle sabah olan bulantılar, sık idrara çıkma, memelerde hassasiyet ve büyüme, halsizlik.

Kesin belirtiler: Ultrason ile gebelik kesesinin veya bebeğin görülmesi, BhCG hormonunun 10 mIU/L’nin üzerinde olması.

Unutulmaması gereken en önemli şey idrar testinin negatif çıkması gebe olmadığınız anlamına gelmediğidir. Bu durumda mutlaka gebeliğe özgü hormon olan BhCG ölçümü yaptırmanız gerektiğidir. İdrar testi (+) ise büyük olasılıkla gebe olduğunuzu düşünebilirsiniz.

  1. Gebelik sırasında cinsel ilişki olabilirmi ?

Sağlıklı çiftlerde, özellikle gebenin sağlıklı olma durumunda cinsel ilişki olabilir. Cinsel ilişki gebelik sırasında düşük olasılığını veya erken doğum riskini arttırmaz. Fakat vaginal kanaması olan gebelerde, çoğul gebeliklerde, daha önceden erken doğum yapmış gebelerde, rahim ağzı yetmezliği olan gebelerde genellikle gebelik sırasında cinsel ilişki önerilmemektedir. Gebelik sırasında cinsel ilişkinin sıklığı ile ilgili olarak bir sınırlama olmasada genelde içeriye boşalma tavsiye edilmemektedir. Çünkü bu durumda spermde bulunan prostaglandin denilen maddeler gebede rahim kasılmasına bağlı olarak kasık ağrısına neden olabilir.

  1. İlk gebelik muayenemde doktordan neleri beklemeliyim ve hangi testler uygulanır ?

İlk gebelik muayenesi sizin, eşinizin ve doktorun ilk buluşma anıdır. Bu ilk muayenede güven duyulan sıcak bir yaklaşım sizin için önemli olmalıdır. Doktorunuz öncelikle sizinle ilgili bir takım bilgiler elde etmek isteyecektir. Bunlar yaşınız, kan grubunuz, geçirdiğiniz hastalıklar, ailenizde veya sizde genetik bir hastalığın olup, olmadığı, kan grubunuz, daha önce bir ameliyat geçirip, geçirmediğiniz, herhangi bir ilaca karşı alerjinizin olup, olmadığı şeklindedir. Ayrıca eşinizle aranızda herhangi bir akrabalık olup, olmadığıda sorulmalıdır. Bu ilk muayene genelde gebeliğinizin kesin teşhisine yönelik olarak ultrason incelemesinde gebelik kesesinin görülmesi veya bebeğin görülmesi, eğer bunlar görülemez ise BhCG hormonunun tetkikinin yapılması şeklinde olmalıdır. Sağlıklı rahim içi gebelik teşhisi konulması çok öenmlidir. Bir dış gebelik gözden kaçırılmamalıdır. Bu muayenede tansiyon ve kilo ölçümünüz yapılmalıdır. Kan tetkikleri ise kan grubunuzun tekrar kontrol edilmesi, kan uyuşmazlığınız olmasa bile başka subgrup uyuşmazlıklarını ortaya koymak amacıyla indirekt coombs testi, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, açlık kan şekeri, tiroid fonksiyon testleri, tam idrar tetkiki, idrar kültürü incelemesi, Toxoplasma, Kızamıkçık ve CMV virus incelemelerini içermelidir. Doktorunuz ayrıca size gebeliğin ilk 12 haftası dönemi hakkında ki yaşam tarzınız ve yapılacak testler ile ilgili olarak genel bilgiler verir.

  1. Gebelikte Uçak Yolculuğu Yapabilirmiyim ?

Sağlıklı bir gebede uçak yolculuğunun genel anlamda bir sakıncası yoktur. Fakat uzun süreli yolculuklarda bacak krampların oluşmaması ve kan dolaşımını arttırmak amacıyla mutlaka 2 saatlik aralar ile uçak içinde 10 dakikalık yürüyüşler yapmanız faydalı olur. Uçak yolculuğu erken doğum riskinin olduğu 32. Hafta ve sonrasında bir çok uçak firması tarafından risk alınmaması amacı ile kabul edilmez. Bu haftalar civarında genelde doktordan rapor istenir. Çoğul gebelikte, plasentanın aşağı yerleşimli olduğu plasenta previa durumunda, daha önceki gebelikte erken doğum yapılmış ise genelde uçak yolculuğu önerilmez.

  1. Gebelikte karın çatlaklarının oluşmasını önleyebilirmiyim ?

Bu sorunun cevabı aslında hem evet, hemde hayır. Çatlaklar genelde iri bir bebek var ise, çoğul bir gebelik ise, hızlı kilo alımınız oluyor ise, amnion sıvı miktarı fazla ise, açık tenli bir tene sahipseniz gelişmektedir. Bu bağlamda kilo alımının kontrolü çstlak oluşma riskini azaltabilir ama diğer faktörler engellenemez. Çatlaklar genelde gebeliğin 2. yarısında oluşur. Çatlak oluşması önlenemez fakat risk azaltılabilinir. Kilo kontrolu, cilt sağlığı için proteinden ve C vitamininden yüksek diet çatlak yoğunluğunu azaltabilir. Piyasada bulunan kremler çatlak oluşumunu pek önlemesede cildi nemlendirerek çatlaklara bağlı kaşıntı yoğunluğunu azaltabilir.

  1. Mide yanmalarım oluyor ne yapmalıyım ?

Gebelikteki hormonal ve fiziksel değişimler sonucu mide asidinin yemek borusuna doğru yukarı geri kaçması (reflü)sonucu oluşur. Genellikle gebeliğin 2. Yarısında başlayan bu problemde genelde yemeklerden sonra veya yatınca meydana gelir. Bu yüzden bu şikayeti arttıracak kızartma türü ve kafeinli yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Genelde yatarken çift yastık ile yatılması reflü miktarını azaltır. Yoğurt ve süt mide asidini azaltır. Mutlak sık, sık ve az miktarda öğünlerimiz olması gerekmekte. Aşırı miktarda yemek yemek şikayetleri arttırır. Gece yemek yedikten sonra hemen yatmayınız, 2, 3 saatlik bir mesefe olması reflü olasılığını azaltır. Tüm bunlara rağmen şikayetleriniz geçmez ise doktorunuzun tavsiye edeceği tedavileri almanız gerekmektedir. Mide yanmasının, bebeğinizin saçının çıkması ile veya saçının fazla olması ile bir bağlantısı yoktur.

  1. Gebelik sırasında saçlarımı boyatabilirmiyim ?

Bu konu ile ilgili net bir veri elimizde yok. Yüzde yüz doğal kaynaklı bitkisel boyaların kimyasal maddeler ile karışıp, karışmadığı net olarak bilinmemektedir. Bu bağlamda saçların boyatılmasının geciktirilmesi yanlış olmaz. İlla boyatılacak ise ilk 12 hafta organ gelişiminin olduğu dönemde olmamasına özen gösterilmelidir.

  1. Gebelikte ne tür sporlar yapabilirim ?

Özellikle düz alanda, ritmik tempolu yürüyüşler, yüzme, sabit bisiklet çevirme ve doğuma hazırlık sınıflarında uygulanan germe ve aerobik egzersizler faydalı olur. Voleyball, basketball ve ağırlık çalışmalarının yapılması önerilmemektedir. Spor yavaş ritm de başlanılmalı ve çok hızlı tempolara çıkılmamalıdır. Günlük spor süresi 20 – 30 dk süreler ile olmalıdır. İdeal olarak haftada 3 gün ile başlanır, zamanla arttırılabilinir.

  1. Sık idrara çıkma ve kabızlık şikayetleri yaşıyorum bunlar normal mi ?

Gebelik sırasında değişen hormonal etkiler, özellikle progesteron hormonunun etkileri ve büyüyen uterus ile bu şikayetler pek çok gebede karşılaşılınır. Sık idrara çıkma durumunda özellikle alta yatan bir idrar yolu enfeksiyonu idrar kültürü yapılarak dışlanmalıdır. Kabılık şikayetleri için genelde lifli gıdalar, kuru kayısı gibi meyvalar tercih edilmelidir. Tüm bunlara rağmen kabızlık şikayeti geçmiyor ise bir takım ilaçlar kullanılabilinir.

  1. Saçlarımda dökülmeler yaşıyorum bu durum normal mi ?

Saç folliküllerinin dökülme ve büyüme dönemleri mevcuttur. Bazı gebelerde dökülme periodu hızla yaşanır ve hızlı bir saç kaybı olur. Bu tamamen normal bir durumdur endişelenmeye gerek yoktur. Çünkü gebelikte büyüme perioduda çok hızlı olur böylece dökülen saçların yenisi, hatta fazlası geri kazanılır. Fakat şiddetli ve uzun süreli dökülmeler var ise özellikle tiroid fonksiyon testlerine bakmak gereklidir.

  1. Sık ayak krampları yaşıyorum bu durum normal mi? Ne yapabilirim ?

Bu kramplar genelde baldır bölgesinde sizi uyandıracak şekilde rahatsız edici olabilir. Bu krampların nedenleri net olarak biilinmesede yine gebelikte değişen hormonal etkiler ile venöz damarların genişlemesi, ayrıca büyüyen uterusun bacak venlerine bası yapması nedenler arasında gösterilmektedir. Ayrıca diet ile alınan kalsiyum veya magnesium eksikliğine, tuzdan fakir beslenmeye bağlı olabileceği belirtilmektedir. Kram girdiği zaman ayağın gerilip, ayak tabanından yukarı doğru bastırma krampın etkisini azaltır. Sıcak kompresler ile baldırları yumuşatabilirsiniz. Gece yatwrken alınan calsium takviyesi krampları azaltabilir. Bunla geçmez ise magnesium takviyesi verilebilinir. Krampların önlenmesi amacıyla güzndüzleri yapılan yürüyüş şeklindeki egzersizler faydalı olabilir. Uzun süreli oturma periodları krampları arttırır. Gün içinde ayak gerdirme egzersizleri fayda sağlayabilir. Yatmadan önce ılık su ile yapılan banyalor kasları rahatlatabilir.

  1. Diş ve/veya diş eti problemlerim var, gebelikte diş tedavisi güvenilirmidir ?

Gebelikte oluşan diş çürükleri ve diş eti problemleri mutlaka tedavi edilmelidir. Çünkü yapılan çalışmalar gebelik sırasında oluşan diş hastalıklarının erken doğum riskini artıtabileceği yöndedir. Diş tedavisi sırasında kullanılan lokal anesteziklerin bebeğinize zararı yoktur. Antibyotik verilecek ise bebek üzerine etkisi olmayan (örn. Spiramycin) antibyotikler tercih edilmelidi.

  1. Ayaklarımda damar genişlemeleri (varis) ve oldukça fazla şişlikler mevcut, neler yapabilirim ?

Varisler ve bacak şişmeleri gebelikte değişen hormonal etkiler ve uterusun büyümesi nedeniyle problem olarak karşımıza çıkabilir.Özellikle varis fazla ise ve ağrıya neden oluyor ise varis çorapları ve ayakları fırsat buldukça yukarı doğru uzatma dolaşımı arttırarak varislere bağlı olan ağrıları azaltabilir. Gerekirse dolaşıma destek sağlayan ilaçlar kullanılabilinir. Yürüyüş şeklinde spor kasları güçlendirerek varisin etkisini azaltabilir. Uzun süreli oturma yapılmamalı, genelde sola dönük yatmanız damarlar üzerine olan bası etkisini azaltarak varislerin gücünü azaltır. Baak şişmeleri genelde sıcak ve nemli havalarda sık karşılaşılan bir sorundur. Bunun içinde olabildiğince bacakların yukarı doğru uzatılması, ayak bileğinden baldıra doğru yapılan soğuk su masajları şikayetleri azaltabilir. Fazla ödem durumunda tansiyonunuzun mutlaka normal seviyede olduğunu tespit ettiriniz.

  1. Sık vaginal akıntım oluyor bu normal mi ?

Eğer akıntılarınız beyaz veya şeffaf renkte ise, kokusuz ise ve miktarı az ise bu akıntılar gebelikte normal olarak kabul edilir ve gebelikteki hormonal ve fiziksel değişimler sonucu oluşur. Eğer akıntılar sarı – yeşil renkli, kötü kokulu ve kaşıntıya neden oluyor ise genelde bir enfeksiyona bağlıdır ve doktorunuz tarafından uygun tedavi verilmelidir.

  1. Doğum şeklini nasıl belirleyebilirim ? Vaginal doğum ve sezeryan hangi durumlarda uygudur ?

Son zamanların en sık tartışma konularından biri olan sezeryan ve vaginal doğum şekilleri ile ilişkili olarak bir çok etken söz konusudur. Bunları genelde bebeğe ve anneye ait faktörler olarak ikiye ayırabiliriz. Bebeğin gelişimi (gelişim geriliği olup, olmaması), amnion sıvısının çok veya az olması, bebeğin sağlık durumunun iyi durumda olup, olmaması önemlidir. Gelişme geriliği olan veya amnion sıvısının azlığı veya fazla olduğu durumlarda veya tam tersi iri bebeklerde vaginal yoldan doğum ile ilgili güçlükler yaşanabilinir. Annenin vaginal doğuma psikolojik ve fiziksel olarak hazır olması, anne pelvik (çatı) yapısının vaginal doğuma uygun genişlikte olması veya bebek – çatı arasındaki oranın normal ölçülerde olması önemlidir. Ayrıca bebeğin anne karnındaki pozisyonu (baş geliş, makat geliş, transvers geliş) doğum şeklini belirlemede diğer önemli bir etkendir. Sonuç olarak bir çok durum doğum şeklini belirlediği için hekim ve hasta arasında planlanan doğum şeklinin avantaj ve dezavantajları net bir şekilde tartışılmalı ve ortaya konulmalıdır. Unutulmaması gereken normal doğumun her zaman normal olmayabileceği, sezeryanında her zaman anormal bir doğum şekli olarak görülmemesi gerektiğidir. Vaginal doğum ile ilgili yanlış bir kanıda bu doğum şekli ile kadın vucüdunun içinin temizlendiğidir. Bu söylem bilimsel olmayan bir kanıdır. Sezeryna ve vaginal doğumun anne ve bebek açısından farklı avantaj ve dezavantajları söz konusudur. Özellikle vaginal doğumda tüm şartlar elverişli ise (anne ve bebek faktörleri) anne açısından doğum sonrasındaki erken dönemde daha az ağrı olabileceği ve daha çabuk sosyal yaşantısına dönebileceği düşünülebilinir. Fakat bazen zorlu doğumlarda vagen ve perine bölgesinde oluşan fazla sayıdaki ve geniş yırtıklar ağrıların fazla olmasına neden olabilir. Sezeryan ile doğum sonuç olarak bir ameliyat şeklidir. Bu doğumun sağlanması için karın içinde bir çok tabaka kesilmekte ve buna bağlı olarak doğum sonrası daha fazla ağrı olabilmekte ve barsak şikayetleri (karın şişliği, gaz çıkarmada gecikme) olabilmektedir. Gebeler sosyal yaşantısına ve işine daha geç dönebilmektedir. Fakat gelişen teknoloi ile beraber sezeryan sırasında kullanılan dikiş, enerji modaliteleri ve anestezi tipinin gelişmesi (epidural anestezi veya kombine teknik) sezeryan ile doğum sonrası hasta konforunu arttırmıştır. Bebek açısından her iki doğum şeklini karşılaştırdığımız zaman, konu ile ilgili farklı kitaplarda farklı bilgilerin, farklı yayınlarda farklı sonuçların olmasına rağmen, sezeryanın vaginal doğuma göre bebek açısından daha az risk içeren bir yöntem olduğu söylenebilinir. Vaginal doğumun özellikle ilk defa doğum yapan kadınlarda uzun sürmesi, anne karnındaki bebekte ve annede yorulmaya neden olabilmekte, bebek kalp seslerinde düşme olabilmekte veya annede ıkınma problemleri oluşabilmekte ve vakum takılması gerekebilmektedir. Ama bebek açısından bu farklılıkların çok anlamlı olmadığıda söylenebilinir. Özellikle iri bebeklerde vaginal doğum sırasında (4000 kg ve üzeri) omuz takılması denilen durum çok enderde olsa gelişebilmekte ve kalıcı veya geçici kol felçleri oluşabilmektedir. İri doğum yapan veya çok sayıda doğum yapan kadınlarda ileriki yıllarda idrar kaçırma, mesane ve rahim sarkması problemlerininde gelişebileceği unutulmamalıdır. Sonuç olarak doğum şeklinin planlanmasında anne, baba ve hekim arasındaki ilişki net, dürüst ve güven çerçevisi içinde olmalı. Avantaj ve dezavantajlar, bebeğin ve annenin durumu net bir şekilde ortaya konarak doğum şekli planlanmalıdır. Son olarak unutulmaması gereken şey normal doğumun her zaman normal doğum şekli olmayabileceği, sezeryanında her zaman anormal bir doğum şekli olarak görülmemesi gerçeğini unutmamak gereklidir.

Diğer Hizmetlerimiz